12 Mayıs 2012 Cumartesi
Ahmet Tuna'nın ilk pikniği
Hava durumunun gökgürültülü sağnak yağışlı gösterdiği bir günde biz hislerimize güvenerek pikniğe gittik.Güneş bir vardı bir yoktu,öyle olmasına rağmen yandık.Ahmet Tunanın kolları ilk defa güneş gördü farkedemedik fakat akşam olduğunda kolları kızarmıştı,eve geçtiğimizde krem sürdük umarım geç kalmamışızdır iş işten geçmiş oldu.Herkesin keyif aldığı bir gündü günün akşamında Galatasaray Fenerbahçe maçı vardı.Çoğunluk Galatasary'lı olunca şambiyonluk maçı nasıl izlenir tahmin edersiniz artık hop oturup hop kalkarak,Ahmet Tuna'nın da ilk pikniği bunun yanında ilk derbisi oldu :) piknikte amcasıyla top oynadılar geleceğin topçusu mu olacak acaba,doktorumuzun dediği olursa Ahmet Tuna'yı topçu yada poçu yapacak bilemiyorum topa bir merak var gibi gibi :)
Diğer pikniğimiz doğum günümüzde olacak, şimdiden yer bakınıyoruz bir kaç fikir var güzel olmasını umuyorum.Doğum günü için yaptığım hazırlıklar da var ama şimdi paylaşmayacağım vakti gelince sürpriz olsun istiyorum.
3 Mayıs 2012 Perşembe
Ne Seninle Ne Sensiz.
Ah Ahmet Tuna ah ! Ne seninle oluyor ne sensiz. Seni
özlüyorum annecim.Gözümün önünde her gün büyüyorsun.Sevgin olmasa nazında
çekilmez hani. 11. aydan yemeye başladın adam olsun artık adam.5 dk durduğun
yerde durmuyorsun. Önceden oyuncaklar ve kitaplar ilgini çekerdi şimdi
koltuklara tutunup tırmanmak ilgini çekiyor.Dışarı çıkıp gezmek dolaşmak en
sevdiğin aktivite J
Anneanneni yoruyorsun biraz onun hakkını ödeyemeyiz bunu bilmelisin.Sende sakın
büyüdüğünde bana ve anneannene karşı asi bir çocuk olma. Daha bizim evde mama sandalyen
yok ama deden almış sana, özel
yatağın bile var anneannende onu da deden
almış. Ne kadar şanslı olduğunu bil diye yazıyorum. Sen onların 3. çocukları gibisin
hatta dayın ve benden daha çok seviliyorsun.Ben sana az kızsam azar işitiyorum
valla.
Artık sana söylenen her şeyi anlıyorsun. Hatta cevap vermeye
çalışıyorsun nerdeyse.Mesela köpek nasıl yapar dediğimiz zaman ‘hav’ diyorsun J saçların nerde
dediğimiz zaman saçını tutuyorsun.ayakların nerde deyince ayaklarına bakıp
tutuyorsun.Araba görünce ‘düt’ diyorsun.Tarak görünce saçını
tarıyorsun.Yürüteçte hız yapıyorsun,hatta artık yürüteçin içinde değil de
dışında dolaşmak istiyorsun,ayağını kaldırıp yüksek bir yere çıkmaya
çalışıyorsun. Parkta salıncakta sallanınca mutlu oluyorsun. Kendi yaşına yakın
çocukları görünce seviniyorsun.Bunların hepsi güzel şeyler,bir yürüsen çok
işimiz var seninle.
Şu sıralar biraz çıkarcısın her çocuk gibi,seni gezdiren
kişileri daha çok seviyorsun.Mesela babanı ve dedeni.Ben senin gözünde sana zorla
yemek yedirmeye çalışan,kendine zarar verecek şeyler yapınca hayır diyen ama
yinede peşimde dolaştığın kötü biri olabilirim J
Her ne olursa olsun seni hayatımda ki her şeyden çok seviyorum.Bazen sabrımı
zorlasan da seviyorum işte.
29 Mart 2012 Perşembe
Ahmet Tuna 9 Aylık
Ahmet Tuna 9 aylık oldu. Bebekliğinde özlemle büyümesini bekliyordum ama aslında zamanın tadını çıkarmak lazımmış, zor günler unutuluyor çünkü, güzel zamanları hatırlıyor insan. Eşimin evin koridorunda sabahları bir o yana bir bu yana omzuna kafasını dayamış, öyle etrafa bakınan hatta ağlayan bir bebek gezdirdiği zamanlar gerilerde kaldı. Şimdi Ahmet Tuna uyanınca kendisi yatağa oturuyor korkuluklara tutunup kalkarak bize bakıyor.Emzik ağzındaysa çıkarıp yere atıp arkasından bakıyor.Sonra kendi kendine konuşmaya başlıyor.Bu günlerde en sık söylediği söz ‘dett’ onun dilinde ne demek bilmiyorum açıkçası J Ona her bakışımda ne kadarda büyüdü demekten kendimi alamıyorum.Bu günlerde üst damağında dişleri çıkıyor biraz keyifsiz,sanırım 4 tane diş birden çıkacak.Derdi büyük yani. Dişleri çıkınca diline takılıyor sanırım diliyle ittiriyor çok komik oluyor.
Söylediğimiz cümleleri anlıyor, mesela camdan bakalım mı dediğimiz zaman cama bakıyor, baban nerde deyince babasına bakıyor.Hadi Pepe izleyelim deyince televizyona bakıyor. Tabi biz aaa nerden biliyor nasıl öğrendi falan deyip şaşırıyoruz J Ben gözün nerde ağzın nerde gibi sorular sorup öğretmeye çalışıyorum ama henüz bir kıpırtı yok .
Anneannesiyle günleri güzel geçiyormuş, beni görünce seviniyor yavrucum, sümüklerini üstüme sürüyor bir güzel J (şu günlerde hem diş çıkarma hem nezleyle boğuşuyoruz ) Gece uyumadan önce kucağımda uyumak istiyor boynuma sarılıyor. Böyle bir güzelliği bana yaşattığı için Rabbime şükürler olsun.
21 Mart 2012 Çarşamba
ALIŞMAYA ALIŞMAK
İşe döneli bir hafta oldu, vakit bulup bloğuma yazı yazamadım.İşten vakit bulamamak ve zamanın hızlı geçmesi iyi oldu,kendimi dinlemeye pek vaktim olmuyor.Ahmet Tuna’yı çok özlüyorum ama hesaplardan kayıtlardan ve yeni bir şeyler öğrenme çabamdan düşünmeye pek vaktim olmuyor.Kuzucuğum anneannesiyle duruyor gündüzleri, oda çalışan anne çocuğu.Şimdilik iyi gidiyor hem Ahmet Tuna açısından hem annem açısından.Birde benim açımdan bakış var tabi, gidiyor bir şekilde, ayrı kalmak ilk gün ki kadar zor değil tabi.İlk gün 12 Mart’tı (1 Mart olacaktı ama 10 gün daha uzattım evdeydim)Ne zaman aklıma gelse zır zır ağladım. Şimdi oyuncaklarıyla oynuyordu,mama yediriyordum,uyutuyordum vb. düşünüp durdum.Hele akşam olup eve gittiğimde daha çok zor geldi.Ahmet Tuna pek farkında değildi ne olduğunun gayet iyi görünüyordu yavrucak. Neyse ki üstünden 1 hafta geçti sabah uyanıp anneannesine bırakmaya alıştım, işe gelmeye alıştım.Daha alışacağımız pek çok şey olacaktır eminim.Allah sağlık versin her şeye alışılıyor,her şey yoluna giriyor.
Bu günlerde 9 ayı bitiyor Ahmet Tuna’nın . Pek bir tatlı oldu. Kirpi yavrusunu pamuk diye severmiş, benim ki de öyle dünyanın en güzel çocuğu gözümde J Artık emekliyor,yatağının korkuluklarına tutunup kendini kaldırıyor, ellerinden tutunca koşa koşa bir yerlere gitmeye çalışıyor. Bir hareket bir heyecan ne yapsam nereye gitsem,ne karıştırsam diye hep bir arayış içinde.Oyuncaklarıyla oynamayı çok seviyor.Özellikle kitaplar en sevdiği oyuncaklar.Yaşına uygun dokun hisset kitapları var, hatta yaşından büyük hikaye kitapları.Şimdilik onların resimlerine bakıyoruz,artık hikaye dinlemeye ilgi duymaya başladı okuyoruz beraber,genelde Ahmet Tuna elimden alıp tadına bakmak istiyor ama olsun kitapları sevmesi hoşuma gidiyor.
Bay bay yapmayı öğrendi, birde parmaklarını sayıyor.Buraya bir kuş konmuş bu görmüş bu vurmuş bu pişirmiş bu yemiş buda hani bana hani bana demiş yapıyoruz gülüyor,kendiside yapmaya çalışıyor.Çok tatlı oluyor çok. Her gün büyümeye devam ediyor kucağıma sığmayacak yakında tombik tombik oldu.Velhasıl ilk annelik ve ilk çocuk olunca her yaptığı bize farklı geliyor ve bizi mutlu ediyor.Şimdilik havadisler bunlar, artık yaz geliyor bol bol gezme programları yaparız yeni yazacak anılarımız olur.
29 Şubat 2012 Çarşamba
1 MART SENROMU
İnsan en büyük aşkı, vazgeçilmezi çocuğunda yaşıyormuş.İzinlerim
bitti ve yarın 10 ay aradan sonra işe başlıyorum.Oğlumu bırakmanın hüznü var
bir yandan ,bir yandan da evdeki huzur varken onu bırakıp insanlarla uğraşmanın
zorluğunu yaşamanın stresi. Oğlum için mi çalışacağım diyorum yoksa kendim için
mi,hafiften bir vicdan azabı hissi.. Tam bana ihtiyacı varken bırakmak
düşüncesi canımı sıkıyor. Belki diyorum bende kendime vakit ayırırsam ikimiz
içinde daha güzel olur.Hem annem ona benden daha iyi bakar.Ama yinede anneyim
işte,10 saat beklide fazla onun kokusunu duyamayacağım,öpüp koklayamayacağım. Çok
özleyeceğim onu çok.
Düşünüyorum,dünyada
kaç kişi işini severek yapıyordur.Belki bende tek tük de olsa işini seven
insanlardan olsaydım bu gün daha kolay geçerdi,yarın ve yarından sonrası da.Ne
diyelim Allah kimseyi işsiz bırakmasın,herkesin içine huzur versin.Bana da bu
günü geçirip,Bismillah diyerek yarına başlamak kalıyor.Allah yeni kapılar açsın
diye dua ediyorum birde.Hayırlı olan olsun her şeyde.
16 Şubat 2012 Perşembe
Doğum Günüm
28 yıl olmuş ben doğalı.Yıllar geride kalıyor, yeni bir yaş bitiyor anlamadan.Her sene iyi ki doğmuşum ve hayattaki güzellikleri görmüşüm diyorum,bu yıl bunu daha çok söyledim.Çünkü dünyada ki en güzel duygulardan birisini yaşadım; anne oldum.Böyle bir güzelliği görüpte iyi ki doğmuşum demeden olur mu hiç! Sevgili annem, aslında benden çok kutlanmayı hak eden o, doğumda yaşadığı zorluklar,sonrasında benim 3 ay durmadan viyak viyak ağlayışım unutulmaz onun hayatında. Büyüdümde kurtuldu mu sanki yine yoruyorum onu, bana her durumda yardım etmeye hazır,çocuğuma bakmaya hazır.Daha ne söyleyeyim ne söylesem ne yapsam hakkını ödeyemem onun.Canım annem ve babam iyi ki varsınız ve iyi ki sizin çocuğunuzum,sizleri çok seviyorum.Hep birlikte nice güzel senelere.
Canım eşimin sürpriz kek pastası ve orkidesi,birde telefon kılıfım var, bir tanecik düşünceli kardeşimin çiçeği.Ve babamın aldığı eşarp var birde annemin çerez tabakları :) Arayan,mesaj atan dostlarım var.Güzel bir akşam yaşadım,herkese çok teşekkür ederim.
5 Şubat 2012 Pazar
Diş Buğdayı Partisi
Küçük oğlum büyümüşte iki tane dişi çıkmış,bizde dişlerinin
sağlam büyümesi,rızkının bol olması niyetiyle diş buğdayı partisi yaptık.Ben
yine iş başındaydım tabi, misafirlerime güzel sürprizler hazırlamak için günler
öncesinden çalışmalar yaptım.Diş buğdayı nedir diye bilmeyen arkadaşlarım var,
biraz anlatayım nedir ne değildir.Çocuğun ilk dişi çıktığında dişleri sağlam
olsun,çabuk büyüsün,rızkı bol olsun niyetiyle yapılan halen Anadolu’nun birçok
yöresinde devam eden eski bir Türk geleneği.Akraba,eş dost bir araya gelerek
güzel bir kutlama yapılıyor.En eylenceli kısmıda meslek seçimi, çocuğun önüne
meslekleri ifade eden objeler koyuluyor.Örneğin; hesap makinası,steteskop,kalem
gibi.Çocuk hangisini seçerse ilerde o mesleği yapacak diyerek gülüşülüyor J Diş buğdayı
hazırlanıyor,hazırlanan ikramlardan birinin içine yüzük saklanıyor,isterseniz
başka birşeyde saklayabilirsiniz.Kime çıkarsa çocuğa küçük bir hediye alıyor.
Parti olunca evi süslemeden olmaz tabi, annemle beraber sandalyeleri tülle süsledik,kapıya balon taktık,dış kapıyıda balon ve tülle süsledik.Ve benim favorilerim diş buğdayı bardakları,süslemek çok eylenceliydi.Eşimin yiğenleri Hande ve Tuğçe’ninde emeği var bardaklarda,karlı bir haftada okullarda tatilken kalmaya geldiler bize birlikte hazırladık bardakları,çokda güzel oldu bence.
Son olarak misafirlerim için güzel ikramlar hazırladık,annem sağolsun çok yardım etti bana.Diş buğdayını da hazırlayıp bardaklara koyduk.
Sonra ikramları yemeğe geldi sıra, güzel bir gündü,fotoğraf çekildik,muhabbet ettik,güldük eylendik.En kötü günümüz böyle olsun dedik,Allah sağlığımızı ve huzurumuzu bozmasın dedik.Diş buğdaylarına sakladığım emzik eltim Ayşe’ye çıktı,herkes bana çıksın bana çıksın diye bardağı karıştırdı ama şanslı kişi Ayşe Yenge olduJ Zaten hediye almış hepsi sağolsunlar maksat adet yerini bulsun.Hediyelerimizi de açtık,hepsini çok beğendik.(fotoğradlarını en yakın zamanda ekleyeceğim)Ve herkesin memnun ayrıldığı bir gün oldu. Ahmet Tuna’nında keyfi yerindeydi huysuzluk yapmadı hiç,böylece benimde keyfim yerindeydi.
Tadına bakmadan olmaz :)

Bende hem güzel bir
gün geçiririz hem gelecekte anacağımız güzel bir anımız olsun diye bir parti
düzenledim.Günler öncesinden araştırmalar yaptım, internetten diş şeklinde
kumaştan yapılmış ve çubuklara yapıştırılmış diş hediyeleri sipariş
verdim.Sonra tül ve lavanta çiçeği aldım çubuklara bağladım.Yaptığım dişleri
evde var olan içinde köpük olan bir saksıya batırdım.Saksıyı da kurdela ile
süsleyince sanki öylece hazır almışım gibi oldu.Diş kurabiyeleri hep aklımda
olan birşeydi,onlarıda www.kurabiyemerkezi.com
‘a sipariş verdim,sevgili Belgin’in ellerine sağlık.Henüz yüzyüze tanışmadık
ama sevdim kendisini.
Parti olunca evi süslemeden olmaz tabi, annemle beraber sandalyeleri tülle süsledik,kapıya balon taktık,dış kapıyıda balon ve tülle süsledik.Ve benim favorilerim diş buğdayı bardakları,süslemek çok eylenceliydi.Eşimin yiğenleri Hande ve Tuğçe’ninde emeği var bardaklarda,karlı bir haftada okullarda tatilken kalmaya geldiler bize birlikte hazırladık bardakları,çokda güzel oldu bence.
Son olarak misafirlerim için güzel ikramlar hazırladık,annem sağolsun çok yardım etti bana.Diş buğdayını da hazırlayıp bardaklara koyduk.
Diş Buğdayı Tarifi
Malzemeler
·
3 su bardağı aşurelik buğday
·
2 bardak pudra şekeri
·
Ceviz,badem,fındık,kuru üzüm
Süslemesi için
·
Bonibon
·
Leblebi Şekeri
·
Topik jelibon ( süslemesi size kalmış,isterseniz
nar,fındık, fıstıkta koyabilirsiniz )
Yapılışı; Buğdayları bir gece önceden ayıklayıp yıkadıktan sonra
bir tencerede üstünü 4-5 parmak kadar geçecek kadar suyla, birkaç dakika kaynatıp
dinlenmeye bırakıyoruz.Ertesi sabah suyunu süzüp yine 4-5 parmak geçecek kadar
suda 10 dakika bekletiyoruz.Kıvamı pilav gibi olmalı. (Eğer kıvamı olduysa
ertesi sabah suda bekletmeye gerek yok.) Sonra suyunu süzüp pudra şekerini
ilave ediyoruz,daha sonra sırayla kuru üzümü,çekilmiş cevizi,fındığı ve bademi
ekliyoruz.Biraz iri iri olursa daha güzel olur. Daha sonra kuplara doldurup
üzerini süslüyoruz.Süslemesi size kalmış,ben leblebi şekeri,bonibon ve jelibon
koydum. Ve işte ikram edilmeye hazır bir diş buğdayı.Afiyet olsun.
Misafirlerim geldi,oğlumun kuzenleri,halaları,yengesi,anneannesi,babaannesi, benim kuzenim Saliha Teyzesi ve hep yanımda olan arkadaşlarım canlarım Merve ve Gülten Teyzesi.Bizi yalnız bırakmadıkları için herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.İkramlara geçmeden önce diş buğdayının eğlenceli kısmı meslek seçimini yaptık.Battaniyenin üstüne hesap makinası,fotoğraf makinası,mause,kalem,bilim teknik dergisi,metre ve steteskop koyduk.Ahmet Tuna’yı önüne otutturduk, o kadar insan ona bakınca kafası karıştı biraz tabi ,önce bi etrafına bakındı,sonra hangini alsam diye düşündü kaleme bir hamle yaptı ama almadı,sonra steteskopu aldı oynamaya başladı J herkes ooo geleceğin doktoru diye gülmeye başladı J Ahmet Tuna şaşkınım benim ne olduğunun farkında değil,bizde steteskopu boynuna takıp şöyle bir doktor pozu çektik. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz tabi, doktor olmak isterse neden olmasın,seveceği ve faydalı olabileceği bir mesleği olsun. Doktor olmasını isterim bunuda belirteyim bari J
Misafirlerim geldi,oğlumun kuzenleri,halaları,yengesi,anneannesi,babaannesi, benim kuzenim Saliha Teyzesi ve hep yanımda olan arkadaşlarım canlarım Merve ve Gülten Teyzesi.Bizi yalnız bırakmadıkları için herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.İkramlara geçmeden önce diş buğdayının eğlenceli kısmı meslek seçimini yaptık.Battaniyenin üstüne hesap makinası,fotoğraf makinası,mause,kalem,bilim teknik dergisi,metre ve steteskop koyduk.Ahmet Tuna’yı önüne otutturduk, o kadar insan ona bakınca kafası karıştı biraz tabi ,önce bi etrafına bakındı,sonra hangini alsam diye düşündü kaleme bir hamle yaptı ama almadı,sonra steteskopu aldı oynamaya başladı J herkes ooo geleceğin doktoru diye gülmeye başladı J Ahmet Tuna şaşkınım benim ne olduğunun farkında değil,bizde steteskopu boynuna takıp şöyle bir doktor pozu çektik. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz tabi, doktor olmak isterse neden olmasın,seveceği ve faydalı olabileceği bir mesleği olsun. Doktor olmasını isterim bunuda belirteyim bari J
Sonra ikramları yemeğe geldi sıra, güzel bir gündü,fotoğraf çekildik,muhabbet ettik,güldük eylendik.En kötü günümüz böyle olsun dedik,Allah sağlığımızı ve huzurumuzu bozmasın dedik.Diş buğdaylarına sakladığım emzik eltim Ayşe’ye çıktı,herkes bana çıksın bana çıksın diye bardağı karıştırdı ama şanslı kişi Ayşe Yenge olduJ Zaten hediye almış hepsi sağolsunlar maksat adet yerini bulsun.Hediyelerimizi de açtık,hepsini çok beğendik.(fotoğradlarını en yakın zamanda ekleyeceğim)Ve herkesin memnun ayrıldığı bir gün oldu. Ahmet Tuna’nında keyfi yerindeydi huysuzluk yapmadı hiç,böylece benimde keyfim yerindeydi.
26 Ocak 2012 Perşembe
BU GÜNLERDE
Ahmet Tuna 7. Ayını bitirdi, çıkan dişi büyüdü yanında ki
dişide çıkmaya hazırlanıyor. Artık desteksiz oturabiliyor,uyurken sağa sola
yada yüz üstü dönüyor J
büyüdüğünün en büyük delili bunlar, 1 ay önce uyurken sadece düz yatardı şimdi
bakıyorum sağa dönmüş sola dönmüş.Birkere yüzüstü uyurken gördüm düzelttim,
dedim ki işte artık büyüdü.Henüz yürüteçte tam yürüyemiyor yan yan yada geri
geri gidiyor, tabi nerde ne var gözünden hiç bir şey kaçmıyor dolap kapaklarını
açmak favorisi. Kitapları seviyor resimlerini almaya çalışıyor J eline kitap verdiğimde
yarım saat oyalanıyor onunla ,kendi kendine konuşuyor birşeyler
söylüyor,(bababa,dedede,hadihadihadi J
)birde herşeyin tadına bakmak istemese iyi olacak tabi.
Bu günlerde böyleyiz işte,ilk kar yağdığı hafta salgın grip
virüsü Ahmet Tuna’yı da buldu, neyseki çabuk atlattı.Öksürükte üstelemedi.
Zaman çabuk geçiyormuş gerçekten, şimdide ne zaman
yürüyecek,ne zaman konuşacak diyorum , eminim o
zamanda bu günleri anlatıp güzelliklerini anacağız şimdi doğduğu gününün
fotoğraflarına bakıp o günü andığım gibi.
Kitap okuyoruz
Kuzeni Duru'nun yatağı bizim oyun parkımız oldu,oyun halısını artık kaldırdık,yerini oyun parkı aldı,pek içinde durmak istemiyor tabi özgür ruhlu çocuk, ne yapsın öyle hapis gibi onun içinde :)
2 Ocak 2012 Pazartesi
İlk dişimiz çıktı
2011 benim açımdan güzel ama zor bir yıldı. Yarısını hamile olarak geçirdim diğer yarısını da çocuk büyüterek. 2012’ye de oğlumla beraber girdik, o uyuyordu bende güzelliğini izliyordum.
Dün akşam hamileliğimde yazdığım anı defterini okudum , geçen sene tamda bu gün oğlumuzun cinsiyetini öğrenmişiz öyle yazmışım.Artık sana isminle seslenebilirim Ahmet Tuna yazmışım J bir yıl geçmiş üstünden.
Yeni yıl Ahmet Tuna açısından da bir yenilikle geldi, ilk dişi kendini gösterdi. İlk görende babam oldu. Bebeğin ilk çıkan dişini ilk gören bir hediye alır adettendir, hediyemiz dedesinden. Babama göre ilk gördüğü için ben ona hediye almalıyım buda babamın bakış açısı J Şimdi diğer dişlerini bekliyoruz, bütün dişlerinin, süt dişlerinden sonraki dişlerinin de sağlıklı olmasını diliyorum. İnci gibi dizi dizi ve sağlıklı olsunlar. Dişleri biraz daha büyüsün bir diş buğdayı partisi düzenleriz artık,buda işin eğlenceli kısmı J

Herşeyi ağzına sokup dişini kaşırken :)
2 Aralık 2011 Cuma
ALTINCI AYA GİRİŞ
Gün saydığım zamanlardan ay saydığım zamanlara geldim,gün gelecek yaş sayacağım.Ahmet Tuna 1 yaşında,2 yaşında. Ama şimdilerde 5 aylık,yemede yanında yat oldu,çok tatlı çokJ Zor günleri biraz atlattık derken şimdide dönmeye başladı,nereye koysam hemen takla atıyor,bazen bir takla daha atıp düzeliyor bazen beceremiyor başlıyor ağlamaya,velhasıl biraz şurada dursun bir mutfağa gideyim bile diyemiyorum, arkamdan vızıklanma sesi geliyor takla atmış duruyor öyle,bazende yeri yalıyor J haydi koş düzelt.Bir kaç aya kalmaz emeklerde o zaman işler daha da zor işte.Haftaya da ek gıdaya başlıyoruz, işlerim çoğalıyor Ahmet Tuna hareketleniyor günler birbirini kovalıyor.
Bu günlerde şunu fark ettim anne olmadan önce, ben öyle yapmam böyle yapmam dediğim şeyleri sırayla yapmaya başladım. Birincisi emzikti,ben vermeyeceğim emmesin alışmasın diyordum,nerdee birinci ay sonunda dayanamadım emzik verdim.İkincisi bunada dün bir bu gün iki başladık,ayakta sallayarak uyutma. Ahmet Tuna’da sağolsun hemen uyum sağlıyor ortama, öyle rahat uyudu ki. Bende artık ayakta sallamayacağım diye inatlaşmıyorum kendimle, nasıl kolaysa o olsun dedim artık. Ben yapmam dediğim daha neler var acaba, keşke listesini yapsaymışım, sıraya koydum daha yapacağım neler var kim bilir J Yani annelik öyle uzaktan bakılıp fikir yürütülecek bir şey değil, çocuk şekillendiriyor ortamı, tabii bilinçli anne olmak önemli burada, umarım geleceğe iyi bir birey hazırlarım,emzik emmenin yada ayakta sallanmanın bir zararının olmayacağını umuyorum :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





