Yanımda olsaydın da sana sarılıp koklasaydım,böyle kendimi
yalnız hissettiğim zamanlarda daha bir özlüyorum seni.Benim güzel oğlum.Bıdı
bıdı konuşmaların o ne? Bu ne? Peki o ne? Diye bitmek bilmez soruların.Herşeyin
ellerin,kokun,badem gözlerin,tombik gıdığın hiçbir şeyle değiştirilmez. Ne
kadar güzel masumiyetin.Büyüyorsun her gün,sorular soruyorsun bize anne o ne?
Peki bu ne? Her gördüğünü ellemek istiyorsun,’elle onu elle’ diyorsun. Bana
yaşattığın tüm güzel duygular için aslında sana çok şey borçluyum.Canım oğlum.
5 Mart 2013 Salı
7 Şubat 2013 Perşembe
20.Ay
19.ayımızı bitirdiğimiz 20. Ayın şu günlerinde alt köpek dişlerinden dolayı
salyalarımız akıyor biraz,sümüklerde eşlik ediyor arada J Sabaha kadar ağlamadan kendi yatağında uyuduğunda benim için büyük bir güzellik
oluyor,arada sebepsiz yere gece ağlamaları oluyor bir sebebi vardır ama bir şey
söylemiyor sorduğumuzda dişlerden dolayı diye düşünüyorum bir bitmedi gitti şu
dişler. Her gece dişlerimizi fırçalıyoruz “dişlerimizi fırçalamassak ne olur”
diyorum “cürürr” diyor. Uyumadan önce mutlaka kitap okuyoruz hiçbir hikaye
sonuna kadar bitmedi tabi hep arka sayfaya geçtik,fotoğraflarına bakıp
hikayeler buluyorum bende. Kitap bitiyor gece lambasını kapatıyoruz bu sefer
“kedi anlat” diyor. Bir kedi masalıdır gitti aylardır benim uydurduğum kedi
maceraları masalımız var J
dışarı çıkınca da kedi arıyoruz mahallemizin kedisi var Tarçın onu
seviyoruz.Kediler çocukların zararsız olduklarını hissediyorlar tabi
kuyruğundan tutuyor bıyığını çekiyor yinede kedi hiç tırmalamıyor henüz zararın
nerden geleceğini bilmediği içinde korkusuz oluyor çocuklar. Korkusuz deyince
Ahmet Tuna korkusuz korkak,karanlıktan korkmuyor karanlık odada dolaşıyor
dolaşıyor geliyor bende korkutmuyorum hiç. Ama değişik durumlarda korku korku
diyor. Her neyse korkulacak bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Cesur bir
çocuk olsun istiyorum.
Artık konuşuyor denebilir.Duyduğu her şeyi düzgün bir
şekilde tekrarlıyor ve onu bir daha unutmuyor. Tam cümle olmasa da tamlamalar
kuruyor.Benim favorilerim;
Gaminin Minani – Caminin Minaresi
Seni Seviyolololooluum –Seni Seviyorum
Yat Uyu Ninni piş piş piş – Birde numaradan horluyor J
İPad sevgisi devam ediyor ama eskisi kadar değil. Oynadığımız
oyunlar var İPad’te,Youtube’u açıp istediği videoyu izliyor beğenmeyince
kapatıyor başka şeyler açıyor,evin 2. Bilgisayar mühendisi diyorum ben. Büyük
olan babamız küçük olan oğlumuz J
Çocuk büyütmek zormuş zor, Ahmet Tuna genel olarak uslu
sayılabilecek bir çocuk aslında ama çalışan bir anne olunca eski özgür
günlerini özlüyor insan.Yinede sabahları annem deyip bana sarıldığı zamanki
mutluluğu hiç bir şeye değişmem..
26 Aralık 2012 Çarşamba
Kış Tatilimiz
Ahmet Tuna’lı ilk kış tatilimizi gerçekleştirdik. Ankara’dan
kuzenimin dönüşü kar yağar ümidiyle gittiğimiz Bolu Abant’tan karları eriterek
döndük. Biz gitmeden önce ki hafta güzel kar yağmış ama biz gittiğimizde hava
ısınmaya başladı ve malum karların şıpır şıpır erimeye başladığı bir manzara
gördük. En çok da Ahmet Tuna’ya yaradı bu tatil. Çok şükür hasta değildi o
yüzden bizde yanındayken keyfi yerindeydi. Kısa zamanda çok hayranı oldu desem
yalan olmaz. Garsonlardan tutunda diğer otel çalışanlarına, konuklara kadar
herkese kendini sevdirdi. Otel yeni yıl için süslenmişti Ahmet Tuna’ya
eğlenceli geldi muhtemelen her yer ışıklı süslü. Koştu oynadı bol bol. Neyse ki
2 gün yer ayırtmıştık daha fazlası sıkıcı olmaya başlıyor çünkü , sonuçta otel
işte.
Ahmet Tuna karı tanıyordu yerde görünce kar dedi, eldiven
giymek istemediği için karı ellediğinde elleri üşüdü bir daha ellemek istemedi,
kara sadece ayakları ile bastı, düşmekten de pek memnun değildi üstüne kar
değmesini pek sevmedi yani J
Kar manzarasını herkes sever, sevmeyen varsa da azdır. Bizde karda gölün
etrafını faytonla turladık. Ahmet Tuna’yı ata bindirdik. Ben korkar binmek
istemez diye düşünmüştüm ama bizim ki sanki hep ata biniyormuş edasındaydı, at
durunca da ‘git’ bile dedi ata. Bize de bu anı fotoğraflamak düştü tabi. Büyük
Abant Oteli’ne 5 yıl önce balayı için gitmiştik otel baştan aşağı yenilenmiş,
bu sefer çekirdek ailemizle gittik bizim içinde değişiklik oldu ve her tatil
gibi bu da bitti. Güzel fotoğraflarımız oldu bir kaçını paylaşıyorum. En kötü
günümüz böyle olsun.
14 Aralık 2012 Cuma
AĞLAMA KRİZLERİ
Ahmet Tuna biraz akıllandı,emziği bıraktı rahatladık derken 2 gündür saç baş yolduruyor. Ağlayarak uyuyor ve ağlayarak uyanıyor.Gece yarısı uyanıp kaldığı yerden ağlamaya devam ediyor.Neren acıyor,neren ağrıyor,dur masal anlatayım,hadi dua edelim derken zar zor uyuyor yine.Tabi ben yeter artık ! diye kızınca bu sefer babaa! diye ağlıyor.Bu çocuk bana düşman ben gırtlaklıyorum sanki onu.Hasan'da sabırlı sabırlı gel babacım diyor, benim saçlar diken kiken.Bizim yatak oldu 3 kişik,yeter ki uyusun aman diyorum ama sıkıldım doğrusu. Çocuk büyütmek sabır işi, bir an önce şu ağlama krizlerinin bitmesini istiyorum. Hayırlısı artık Allah başka dert vermesin diyip susuyorum.
6 Aralık 2012 Perşembe
EMZİĞİ BIRAKIRKEN
Emziği nasıl bıraktıracağım konusu beni düşündürüyordu, son zamanlarda uykusunda hep emzik emer olmuştu ve arabada giderken’ emmi emmi’ ( emzik ) diye ağlıyordu, bizde yolda giderken veriyorduk hep. Artık o günler eskide kaldı, çok eski değil gerçi 10 gün öncesinde. Artık emziği bıraktık. Şöyle oldu Kasım’ın son haftasında hastalandı broşiolit geçirdi, hava vermek zorunda kalındı. Şuan iyi ilaçlarını kullandı inşallah tekrarlamaz. Bize getirisi emziği bırakmak oldu. Ciğerleri dolu olunca nefes almakta zorlandı o sırada emziği attı istemedi.S onra hastanede kan tahlili, ciğer filmi derken biraz korktu sanırsam. Bende emziği vermedim” doktor aldı, bize bir daha vermedi “dedim. ”Ahmet Tuna artık emzik emmesin dedi “ dedim, ”yoksa yeniden kan alabilir” dedim.( Burası biraz korkutma oldu ama çok üstelemedik) Öyle deyince bir şey demedi,iyileştikten sonra emziği aklına gelince İlk 3 gün biraz zor geçti her gece oturdu ağladı, uyurken biraz zorlandı. Aklına gelince sessiz sessiz “emmi” diyordu yavrum benim birde bana bakıp gülüyordu yanlış bir şey dediğini anlar gibi JArtık eskisi gibi aramıyor, arabada giderken biraz sıkılıyor henüz ona tam alışamadı ama genel olarak unuttu. Geçen hafta sonu hava çok güzeldi parka gittik, bebek arabasıyla giderken aklına geldi, eski alışkanlık işte biz bile bir şeye alışırken zorlanıyoruz, onu anlamaya çalışıyorum.
Yazdan kalma bir fotoğraf,emzikli fotoğraf arayınca bunu bulabildim.
Emziği de bırakınca iyice büyüdü sanki,bütün her şeyi
söyleyebiliyor nerdeyse.Kitap sevgisi devam ediyor,birde İPad sevgisi var
tabi.Sabahları hemen İPad’ten bir
şeylere bakıyor.Hayvan sesleri oyunu yok
Kuka,Luli,birde abi bunlar İPad’i görünce ilk bakmak istedikleri oluyor.
Babasının oğlu diyorum bilgisayar sevgisi de ona benzemiş J
Üste ki fotoğrafla karşılaştırınca burda ne kadar büyük geldi gözüme :)
7 Kasım 2012 Çarşamba
17. AY
Uzun zamandır yeni bir şeyler yazamadım,bir yorgunluk bir
boşvermişlik hissiyatındayım sanki.
Ahmet Tuna, hop hop zıp zıp bir çocuk oluverdi.Bana
yaşattığı güzel duyguların tarifi olmaz.Allah onu bana çok sevmem için vermiş
diyorum,bir çocuğu doya doya sevmenin tadını çıkarıyorum onunla.Bana sarılıp
anne demesi bile beni mutluluktan uçuruyor.Birlikte neler yapıyoruz,
yazamadığım bayatlayan anılarımızda var tabi J
Ben işten döndüğümde kapıda karşılıyor beni biraz naz yapıyor önce mız mız
oluveriyor.Benim onunla oynamamı istiyor, istediği yere götürüyor bir şeyler
anlatmaya çalıyor.Kelime hazinesi baya gelişmiş durumda yakındır cümle
kurması.Hayvan sevgimiz devam ediyor özellikle kedilere karşı ,her gece
uyumadan önce kedi masalı anlattırıyor.Kucağıma geliyor ve kedi diyor.Bende
içinde renkler olan,oyunlar olan masallar üretiyorum kedi ve arkadaşları J Masalın sonunda kedi
ve arkadaşları dişlerini fırçalıyorlar,pijamalarını giyiyorlar ve yataklarına
yatıyorlar. Anneleri iyi geceler diye öpüyor onları,sonra yorganlarını
üstlerine çekip uyuyorlar.”Şimdi de Ahmet Tuna’nın uykusu geldi Ahmet Tuna’da
uyuyacak “diyorum ve hemen yastığına yatıyor.Onunla her an keyifli.Masal
anlatırken ona da bir şeyler soruyorum.Mesela, masalda saklambaç varsa “kedi
sence nereye saklanmıştır” diyorum “yok” diyor. Mesela renkli bir oyun
oynuyorlarsa şimdi hangi rengi söylesin diyorum cevap “hıı” oluyor J Renklerle ilgili
masalda sevdiği bir oyuncağı tarif ediyorum onun rengi işte diyorum. Kırmızı
bisikleti var, kırımızı derken hani bisikletin var ya kırmızı o renk diyorum.
Bütün hayvanları tanıyor seslerini biliyor,özellikle öğrettiğimiz bir şey değil
aslında kitaplarında ki hayvanlara bakarken sesleri çıkarıyorduk, sesli kitabı
var bir tanede. Bütün öğrendiklerini birbirine bağlıyor bir şekilde. Bir kere
parktayken ahtapot resmi gördü,bende” ahtapot, bak bir sürü kolu var” dedim.”Denizde
yaşar Ahtapot” dedim.Haftalar sonra bir yerde ahtapot gördü ve ahtapot dedi.
Beni şaşırtabiliyor bazen.Nerden bildi şimdi bunu diyorum.Kitap görünce oku
diyor.Harflere A-B-C diyor.İnşallah değişmez de okumayı seven bir çocuk
olur.Dualarım bahtının güzel olması ve hayırlı bir ömrü olması için.Allah iyi
insanlarla karşılaştırsın inşallah.Ben şimdiden duamı edeyim bir anne olarak.
A-B-C'leri ile oynarken :)
16. ayını bitirdi 17. Aydan gidiyor kendileri, bizde onunla
beraber büyüyoruz işte.Uzun zamandır yazmayınca böyle iç dökmek gibi oldu,bir
daha anılar bayatlamadan yazacağım inşallah J
26 Eylül 2012 Çarşamba
İlkler
Bir annenin az önce öpüp kokladığı,gözünden sakındığı
çocuğunun başkaları tarafından kaçırılma hikayesini duyduğumuzda tabi ki
üzülüyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor, annenin içi hep aynı yanıyor.Dün akşam
Ahmet Tuna’yı evin içinde kaybedince hemen çocuklarını kaybeden anneler aklıma
geldi. Allah’ım kötü insanlardan korusun tüm çocukları.
Gelelim bizimkine dün annemde Ahmet Tuna ile oynuyorduk
sonra odadan çıktı annemin yanında sandım önce, Ahmet Tuna dedim biraz bekledim
gelmedi.Sonra baktım ki annemin yanında değil.Bütün odalara bakmaya başladık
Ahmet Tuna diyoruz bir yandan,evin içinde bir yerlerde olduğu kesin ama o an
onu görememiş olmak beni panik yapmaya yetti.Sonra bulduk tabi wc ile lavabo
arasında ki kapıyı kapatmış arkasında durmuş bakıyor.Yavrum benim seste
vermiyor az da olsa bir panik havası oldu evde. Dün bir ilk daha oldu Ahmet
Tuna’ya banyo yaptırdıktan sonra saçları ıslakken aldım makası elime gözüne
giren saçlarını yana doğru kestim.Böylece bebeklik saçını ilk kez kesmiş
olduk.Güzel oldu çirkin durmadı,arkada ki saçları lüle lüle duruyor hala.Şu kış
da böyle geçsin yaza doğru arka kısımlara da bir el atarız.Benim oğlum her zaman
yakışıklı olur zaten J
23 Eylül 2012 Pazar
Hafta Sonu
Bu hafta sonu koca yaz boyunca bu gün şu gün derken gerçekleştiremediğimiz köyde kalma planını gerçekleştirdik. Havaların artık sonbahar geldi üşütürüm sizi dediği bir Cuma akşamı ve Cumartesi günüydü. Bizim havamız güzeldi ama, bir arada olduğumuz keyifli anlar yaşadık. Benim açımdan keyifli olduğu kadar Ahmet Tuna açısından da öyleydi. Kuzenleriyle eğlendi, oynadı, gezdi.
Babaannesi ve dedesini anneannesi kadar sık görmediği için biraz uzak duruyordu biraz uzun durunca daha çok alışmış oldu. Bu da babaannesini mutlu etti tabi. Artık çocuklara karıştı o da onlarla koşturuyor. Daha çok abileriyle ve ablalarıyla oynuyor. Miray'ın hayranı kucağına yatıyor gıdıklıyor. Yavrum benim ne çabuk büyüdün sen. Ne zaman Duru kadar olacak diyordum Ahmet Tuna bebekken, aralarında 10 ay var o zamanlar çok belli oluyordu tabi, ama şimdi Ahmet Tuna yapı olarak Duru kadar duruyor maşallah. Seneye kimse tutamaz onları.
Ahmet Tuna çoğu zamanını anneannesinde geçirdiğinden ve hafta sonu da sürekli evde durmadığımızdan Ahmet Tuna'nın keşfedecek yerleri sınırlı oluyordu. Bu Pazar hep evdeydik(m),Ahmet Tuna bir ara babasıyla parka gitti dönüşü muhteşem oldu. Bu gün pek bir kudurdu evde, babasıyla yuvarlanmalar bizi ısırmaya çalışmalar mutfakta da açmadığı kapak kalmadı, daha önce de açıyordu tabi biraz bakıp tamam şimdi kapatalım deyince kapatıyordu leğenlerin olduğu dolabı karıştırıyordu daha çok ama bu sefer çaydanlıktan tutun tencerelere kadar kapaklarını açtı kapattı.
Ben bir yeri topluyorsam arkamdan yine bir yerleri karıştırdı. Merakı geçince yerine koydu kapattı neyse ki. Ahmet Tuna evdeyken hiç bir iş yapamayacağımı bir kez daha anladım.
Fazla samimiyette iyi olmuyormuş, hep evde olsam Ahmet Tuna ile aramız açılacak demek ki dedim. Şimdi de özlüyorum tarifsiz. Hele hafta sonundan sonra ilk iş günü burnumda tütüyor.
Ben bir yeri topluyorsam arkamdan yine bir yerleri karıştırdı. Merakı geçince yerine koydu kapattı neyse ki. Ahmet Tuna evdeyken hiç bir iş yapamayacağımı bir kez daha anladım.
Fazla samimiyette iyi olmuyormuş, hep evde olsam Ahmet Tuna ile aramız açılacak demek ki dedim. Şimdi de özlüyorum tarifsiz. Hele hafta sonundan sonra ilk iş günü burnumda tütüyor.
Bir hafta sonu daha biterken ve ben çayımı yudumlarken yazdım bu yazıyı. Fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi Ahmet Tuna açısından gayet renkli bir hafta sonuydu.
24 Ağustos 2012 Cuma
14 Aylıkken
14 ayı geride bırakırken Ahmet Tuna’nın artık bebeklikten
çıktığını yüz hatlarının ve hareketlerinin
çok değiştiğini gözlemleyebiliyorum.
Yavaş yavaş konuşmaya çalıştığı, kelimeleri tekrar ettiği ve taklit
etmeye başladığı bir dönemdeyiz. Çevreye daha çabuk uyum sağlayabiliyor. Yaşıtlarıyla
hemen iletişime geçmeye çalışıyor.Kendinden büyüklere “abii” demeye başladı.
Geçtiğimiz hafta ilk kez baba dedi. Babasına anne demeyi tercih ediyordu
nedense J”
annii ve babii” diyor .Nereye gidiyoruz diye sorduğumda “dede” diyor,bazen de”
anane” diyor.Çünkü her sabah dedesiyle anneannesine gidiyor. Eğer babasıyla
parka gitmişlerse nereye gittiniz babanla diyorum “gargi” diyor. Yani Gargamel J Hani şu şirinleri
kovalayan Gargi var ya, kendisi bizim parkta duruyor şirinleriyle beraber.
Bütün meyvelere “armu” diyor.Yani armut.Ha bide “mu” var,yani
muz. Büyüdü de derdini anlatmaya çalışıyor.Susadıysa “fu” diyor.Uykusu geldiyse
“nenni” birde “emmik” yani emzik. Eğer dışarıdaysak çantamı karıştırmaya
başlıyor emziğini bulmak için. Emziği daha bir önemli olmaya başladı
gibi,bıraktırmak için birkaç ay daha beklemeyi düşünüyorum. O dönem nasıl geçer
şimdi düşünemiyorum, belki uyur emziksiz ama gece uyanınca ağlar eminim.
Ahmet Tuna bu günler böyle. Ahmet Tuna’ca konuşuyor ve hızla
büyümeye devam ediyor. Birlikte 3. Bayramımızı geçirdik. Bayramda el öptü benim
oğlum. El öperken hiç fotoğrafını çekmemişiz ama bayramlık birkaç fotoğrafı
var.Tam küçük adam.
3 Ağustos 2012 Cuma
Bıdı Bıdı Ahmet Tuna
Anıları sıcağı sıcağına yazmayınca, hangini birini
yazacağını bilemiyor insan ve unutuyor da. Ramazan ayının verdiği bir
koşturmaca da var. Gündüz iş, akşam iftar davetleri derken eve geç gidiliyor.İşe
başladığımdan beri evde pek düzen yok denebilir.Yemeği de annemde yiyince hadi
çay yaptık için öyle gidin derken eve
gidiş en erken 23:00. Ahmet Tuna çok yorulduysa ve erken uyandıysa annemde
uyumuş oluyor,büyüdükçe uykuları da güzelleşmeye başladı maşallah.Eğer başka
bir yerdeysek eve dönerken arabada koltuğunda uyumuş oluyor.
13 ayını bitirdi 10 gün oluyor.Boyu 80 cm,kilosu 12.400.
Gayet tosuncuk yani,göbüşü de var kocaman J
göbüşün nerde deyince de açıp gösteriyor, birde şıp şıp vuruyor göbüşüne. Daha
neler neler yapıyor aslında,akşamları ayı görünce “aydede” diyor elinle
göstererek, annemin erik kompostusundan içtiğini anlatıyor hüpp diye içmiş”hüüpp
”yapıyor. Gözün,burnun,kulağın,saçın,dişin,ayağın,parmağın nerde? Onları uzun
zamandır biliyor zaten.Müzik duyunca zıplıyor. Kedi görünce gel gel diyor,oyuncak
hayvanlarını sorunca hepsini tek tek gösteriyor.Köpek nasıl yapar? Hav.Eşek
nasıl yapar? Aai. Kedi nasıl yapar? Hav J
Bir şey söyleyince anlamamış gibi ‘hee’ diyor.Yine söylüyorum yine ‘hee’ diyor.Biz
kendi aramızda konuşurken daha önceden
bildiği bir şeyden bahsediyorsak hemen onu getiriyor,yada hadi gidelim dediysek
hemen kapının önüne gidiyor.Elinde ki bir şeyi yerine koyar mısın oğlum diyorum,
yerine koymaya çalışıyor.Özgür ruh benim oğlum kendi kendine bir şeyler buluyor,dolaşıyor
kafasına göre. Pek bir zararı yok şimdilik, inşallah değişmezde,değişse de
iyiye doğru değişsin. Allah dağına göre kar verirmiş. Ahmet Tuna çok sabır zorlayan
bir çocuk değil hamdolsun.(Bunları yazarken bir yandan da nazar değmesin
diyorum içimden)Biraz hareketli olsun o kadar da.
Büyüdükçe daha bir özlüyorum onu, burnumda tütüyor resmen.
Önce Allah’a sonra anneme emanet. Allah dert keder vermesin,ayrılık vermesin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




