26 Haziran 2013 Çarşamba

AHMET TUNA 2 YAŞINDA

Canım oğlum,
Seni ilk gördüğüm gününden bu yana 2 sene geçti, demek ki ilk görüşte aşk buymuş. Ve SEN sanki biz seni çok sevelim diye varsın. Tarifi anlatılmaz bir sevgi bu…İYİ Kİ VARSIN..

2. Doğum gününü de kutladık, 1. Yaşını kutladığımız yerde oldu yine. Sen biraz daha farkındaydın koştun oynadın. Bu yıl konseptimiz Mickey Mause tu. Renklerimiz kırmızı, siyah ve sarıydı. Bak bakalım fotoğraflarımızı ekliyorum J

Bizim piknik mekanımız, süslemeleri biz yaptık,sabah erken gidip çardakları kurduk,tülleri taktık,balonları şişirdik,uçan balonlar için de helyum gazı almıştık onları da orda şişirdik. Zor işmiş bu süsleme işleri :)
 
 Bahçe kapısı sülemesi
 
 Sandalye süslerimiz
 
Uçan balonlarımız ve Hoşgeldiniz posterimiz.
Poster,banner,çubuklu süsler,pipet süsleri,peçete halkaları, bardak etiketleri iyi dilek kartları,magnetler. www.iyifikiratolyesi.com Sevgili Elif'in ellerine sağlık.
 
Hediye masamız..Kırmızı kutularda kızlar için bileklikler var birde Mini taçımız vardı.
 
Bu tasarımda eşime ait,arkasına sopa bağlayıp yere çaktık
 
 Doğum Günü Çocuğu döndönle oynuyor
 
Çok aradığım elma şekerleri..
Sandalye arkası ve elma şekeri 2'lerinin tasarımı arkadaşım Esra'ya ait, kesip bağlamak daha zordu :) elma şekerlerininden vaz geçmişken Esra imdamıma yetişti ve masamızda kırmızı elma şekerlemiz oldu. Elma şekerini muhafaza etmek yazın çok zor,galiba satmamakta haklılar.
 
Şekerlerimiz ve Eti Puflar
 
Pastamız ve kurabiyeler www.kurabiyemerkezi.com  Sevgili Belgin'in ellerine sağlık. Hem görünümü hem tadı çok güzeldi.
 

Vee işte Ahmet Tuna ve 2 yaş pastamız
 
 Pasta kesiyoruz
 

 Çekirdek ailem
 
Mickey Mause düşüyor,hüüüü, ağlayan pozlarımızda var :)
 
Geçen yıl anneanne ve dededen kırmızı bisiklet gelmişti, bu yıl babaanne, dede,halalar ve amcadan  kırmızı akülü araba geldi. Ne şanslı çocuk bu yaşta herşeyi var.
 
"Doğum gününde Mickey Mause mu olacaksın" diyen bir arkadaşıma "Mickey Mause olmucam   doktor olucam" diyen minik fare :) 

20 Haziran 2013 Perşembe

DOĞUM GÜNÜ HAZIRLIKLARI

Doğum günü hazırlıklarımız bitti galiba, kaldı geriye Pazar günü alanı süsleme. Elma şekerinden umudumu kesmişken son anda elma şekeri hayalim de gerçek oldu.Arkadaşlarım sağ olsun, yazın elma şekeri  yapan bir yer bulduk en azından benim verebileceğim fiyata bulduk. Ahmet Tuna 24 Haziran’da doğdu bu yıl Pazartesi gününe denk geldi, bende 16 Haziran’da havalar çok fazla ısınmadan bunalmadan kutlayalım diye düşünmüştüm,bütün hazırlıklarımı o tarihe göre yapmıştım ki,hava durumu o hafta hep yağmurlu gösteriyordu. Hafta içi de bol bol yağanca Pazar günü havanın güneşli olacağı ihtimali düşüktü, tamam hava çok sıcak olmasın istedim ama yağmurlu da olmasın yani dedim ve 23 Haziran’a erteledik. Tabi ne oldu 16 Haziran’da yağmur  yağmadı J çok rüzgarlıydı birazda serindi. Bu Pazar da sıcaktan kavrulacakmışız gibi geliyor ama ne yapalım kısmet öyleymiş diyeceğiz artık J Çardağımız var en azından.
Bir şey olacak ya, havamız güzel olsun derken Ahmet Tuna’nın havası bozuldu, gece biraz mız mızdı öksürüyor ve burnu akıyor. 2 günde bakıma sokup iyileştirmemiz gerekiyor, inşallah Pazar gününe kadar iyileşir.
Ahmet Tuna’nın 2. Yaşı için bazı süsler yaptırdım,Parti Dünya’sından da bazı şeyler aldık,birde konsepte uygun renklerde tüller,sandalye süslemesi için tüller. Uçan balon için helyum gazı da aldık, balonları kendimiz şişireceğiz gazı kaçırmadan şişirmeyi becerebilirsek tabi J

Konseptimizi söylemedim fotoğraflardan anlarsınız, hazırlıklarımızdan birkaç fotoğraf paylaşmadan duramayacağım çok cici oldular. www.iyifikiratolyesi.com Elif Hanım'ın ellerine sağlık.

Bizim Mickey ve Mini pozumuz
 
 
Arkadaşım Esra'nın tasarımı sandalye arkası süsü
 
 
Poster ve hatıra kartları
 
 
Magnet
 
 
Çubuklu süsler

13 Haziran 2013 Perşembe

PARİS

Bir önce ki blog yazımı Paris'e gitmeden yazmıştım,Paris fototoğrafları ekleme sözüm var sizlere,güzel bir yazı hazırlayamadım ama bol fotoğraf ekleyerek Paris'i gözünüzde canlandırmaya çalışacağım :) Benim Paris ile ilgili ilk tavsiyem gitmeden önce hava durumunu sıkı takip edin çünkü biz 24 Mayıs'ta gittik hava yağmurlu 5 dereceydi.Bildiğin kış havası,ben eldiven atkı bile götürmüştüm çok işe yaradılar. Döneceğimiz gün güneşliydi ama her an yağmur yağabilir güneşe aldanmamak lazım.

 Bu fotoğraf ilk gittiğimiz gün çekildi,gökyüzünde ki kara bulutlar yağmur bulutu
 
Yılda 6 milyon kişi tarafından ziyaret edilen Eyfel Kulesi üstünde ki 24 metre televizyon anteli ile beraber 324 metre. Yapımı 18 ay sürmüş ve şuanda Eyfel ailesi Eyfel'in tüm gelirini aldığı için Paris'in en zengin ailelerinden birisi olmuş.
 
Eyfel Kulesi'nin rengi hiçbir yerde satılmıyor sadece Eyfel Kulesi için üretiliyor.
 
  Kulenin 2. katından görünüm.
 
 Eyfel Kulesi'nin 2. katı ve Seine Nehri manzarası
 
Saine Nehri Turunda benim Eyfel Kulesi nin tutma çabalarım :)
 
 Eyfel'in başka bir açıdan fotoğrafı,güneş vurunca rengi çok net çıkmış.
 
Montmartre Tepesi ( Ressamlar Tepesi ) Adaklar Kilisesi
 
 Dilek dilemek isterseniz büyük mumlar 10 Euro
 
Montmartre Tepesi'nde bir ressam
 
Montmartre Tepesi'nde içtiğimiz soğan çorbası. Arkadaşlar pek beğenmediler ama ben çok beğendim, Paris'e ilk gittiğim gün grip olduğum için sıcak bir çorba çok iyi geldi, yine gitsem yine içmek isterim.
 
 Ne diye merak ederseniz hemen söyleyeyim sarımsak soslu salyangoz,ben yemedim tabi ki sadece fotoğrafını çektim, yiyen arkadaş tadını beğendiğini söyledi. Görüntüsü pek iç açıcı değil değil mi?
 
Opera Binası
 
Paris sokakları. Binalar hep aynı renk başka bir renge boyamak yasakmış ve Fransız balkonlu,bir diğer özelliği de hepsinin aynı hizada olması cetvelle çizilmiş gibi çok uzak bir mesafeyi bile gözünle görebiliyorsun hiç önünü kesen bir bina yok. İnsanları çok kibar yayaya çok saygı duyuyorlar devlet o düzeni çok güzel oturtmuş. Karşıdan karşıya geçerken bütün araçlar durup yol veriyor. Dikkatimi çeken bir diğer özellikte kızları çok güzel :)
 
 Büyük alışveriş Merkezi La Fayette'nin balkonları
 
 Seine Nehri Turu yapan tekne
 
 Seine Nehri'nde gün batımı
 
Köprünün altından geçerken köprüye değmeye çalışan insanlar :)
 
 Disneyland
 
 Disneyland
 
Disneyland geçiş töreni
 
Disneyland'ın içinde ki yapay gölde bir tur yaptık, gölde ki kulube adam sandalyesinde sallanıyor ve köpek zıplayarak havlıyor, gerçek sanmamak elde değil. Disneyland eğlenmek isteyenler için masalsı bir yer,içinde çok hoş bir müzik çalıyor kendini bir masal ülkesinde hissediyorsun.
 
 Dünyanın en büyük müzesi Louvre Müzesi, bütün müzeyi gezmek 2 gün sürüyormuş,Louvre Müzesi bizim turumuzda yoktu biz son gün çok hızlı bir şekilde gezdik.
 
 Louvre Müzesi'nin dışından bir kare
 



 
 
 Burası Disneylan'da yapay gölde ki tekne

14 Mayıs 2013 Salı

2 YAŞA 40 GÜN KALA

Uzun zamandır bloğa yazamadım, içimden pek bir şey yapmak gelmiyordu son zamanlarda,yeni yeni hayata karşı uyuşukluğumu kırmaya başladım, 27 Nisan’da dedem hayat arkadaşını,babam annesini, ben babaannemi kaybettim. Hatırası alyansını ben takıyorum şimdi . Keşke her şey çocukluğumda ki gibi kalsaydı…Arka bahçede yine domates ekseydik…koltuğu boş duruyor ,bahçe onsuz.. “Ayaklarım bir iyileşse” derdi gönlü hep gençti, Ahmet Tuna’yı çok severdi,en son rahatsızlandığı zaman ziyaretine götürmüştük  Ahmet Tuna’ya bakıp konuşmak istemişti.Onu hep iyi halleri ile hatırlamak istiyorum,Mekanı Cennet olsun inşallah. Kabri nur olsun…

Ahmet Tuna’dan halleri anlatırsam her söylediğini zamanında not etmeyince unutuyor insan.2 yaşa 1 ay kala şu sıralar en popüler Rabbiyessir Duası, anneannesi öğretmiş hızlı hızlı okuyor, anlaması biraz zor  çok dikkatli dinlemek lazım J dün eve gittiğimde okudu hemen. Birde korktuğu bir şey olunca “Korkmana gerek yok “ diyor kendi kendine, örneğin bebekken küvetin altına koyduğumuz sünger vardı onu alacağım dedi aldı banyodan,Sonra “korkmana gerek yok bu sünger” diyor.Bir akşam takılmış plak gibi aynı şeyi söyledi zor susturduk  J

Hala beraber uyuyoruz, git gide daha çok düşkün oldu bana, ben eve gidince az beni görmesin beni aramaya başlıyor, sonrada “ anne ben burdayım” diyor. Daha mı tatlı olmaya başladı ne J muhabbette etmeye başladı ya beraberken çok eğleniyoruz, arada kavga etsekde, aşkımız çok büyük. Parkı çok seviyor,parka giderken sevinçten ayakları dolanıyor resmen J bir kere yüzü üstüne düştü kaykaydan kaydıktan sonra dudağı kanadı, 2 gün sonrada Özdilek’te sandalyeden düştü tam iyileşen yara bu sefer mor oldu şişti, ondan sonra bir süre kaymaktan korktu ama o da geçti yine koşturuyor.Bizde daha o kadar çok büyümediğini her ne kadar büyük çocuk gibi davransa da, kendini o kadar koruyamadığını anladık. Biraz da nazar değiyor sanırım, ne zaman kalabalık bir yerde olsak düşüyor , güzel çocuk vesselam.Sizde bir dua ediverin oğluma.

Bu sıralar yaklaşan doğum günü hazırlıkları telaşındayım, bu yıl yapmayalım diyorduk ama babam ve eşim 2 yaşı da olsun piknik yapalım dediler,yine geçen sene ki yerde aile pikniği yapacağız, bende süsleme işleri ile ilgileniyorum, ayrıntılar doğum gününden sonra artık J Haftaya da Paris’e uçuş var nasipse 3 günlük bir gezi,çalıştığım şirket gönderiyor,biraz heyecan hissedeyim diyorum yoksa hayat çok monotonlaşıyor, gidince biraz heyecanlanırım belki. Bu arada ilk kez Ahmet Tuna’dan o kadar uzun ayrı kalacağız,ilk kez gece bensiz uyuyacak, onun için biraz içim buruk aslında. İnşallah annem zorlanmaz. Birkaç gün gidip sonra geleceğimi anlatacağım belki odanın içinde ikimizin bildiği gizli bir yere bir eşya saklarız bir arkadaşım anlatmıştı çocuk o zaman annesinin onu bırakmadığını geldiğinde onu sakladıkları yerden beraber çıkaracaklarını düşünüyormuş, yazarken bile gözlerim doldu biz hiç ayrı kalmadık ki.Allah ayırmasın,kimseyi annesiz babasız bırakmasın.
Böyle işte, Fransa fotoğrafları ile döneceğim inşallah. Görüşmek üzere.


Anasının Kuzusu- 2. anneler günüm

Artık Babaannemsiz bir bahçe :(

Arkadaşı Mickey ile anneanneye giderken

Sekapark'ta

22 Mart 2013 Cuma

21. Ayda Böyleyiz


21.Ay biterken Ahmet Tuna’nın sözleri beni şaşırtmaya devam ediyor.Dün akşam elimde market poşetiyle eve gidince “bu ne” dedi. Bende “poşet “ dedim. “ne aldın bana” dedi.Ben böyle bakakaldım,artık baya baya derdini anlatmaya başladı. Annemlerin evde iç merdivene torun olunca ve yürümeye başlayınca küçük kapı  yapıldı,bizim ki gidiyormuş kapıyı açıp merdivenlerden çıkıyormuş, merdivenleri kendi çıksın bayılıyor zaten.Annem buraya gel deyince de “banane burada kalcam” diyormuş. Bende ilk çocuk olunca her konuşmasında  “aayy artık konuşuyor” deyip  duygulanıyorum.
Bu günlerde Ahmet Tuna’ya takılan cümlelerden biriside “bılak çocuğu(bırak çocuğu)” sevmeye çalışanlara direk söylediği cümle bu J Öpülmeye sevilmeye o kadar alışık ki evde ki oyuncaklarına bile kendini öptürüyor.Öp diyor yanağına değdiriyor buradan da diyor diğer yanağını öptürüyor.Bizde uzaktan bakıyoruz ona,çok komik halleri oluyor bazenJ kendi kendine bir şeyler anlatıyor onlara.Velhasıl o büyüyor her gün,yüzü de çok değişti çocuk oldu artık. 2. yaşını da bitirsin hiç sevdirmez kendini.
Havadisler şimdilik bu kadar,her hali güzel onun ama konuşmaya başladıkça daha mı seviliyor ne !

5 Mart 2013 Salı

İçimden geldi yazdım.


Yanımda olsaydın da sana sarılıp koklasaydım,böyle kendimi yalnız hissettiğim zamanlarda daha bir özlüyorum seni.Benim güzel oğlum.Bıdı bıdı konuşmaların o ne? Bu ne? Peki o ne? Diye bitmek bilmez soruların.Herşeyin ellerin,kokun,badem gözlerin,tombik gıdığın hiçbir şeyle değiştirilmez. Ne kadar güzel masumiyetin.Büyüyorsun her gün,sorular soruyorsun bize anne o ne? Peki bu ne? Her gördüğünü ellemek istiyorsun,’elle onu elle’ diyorsun. Bana yaşattığın tüm güzel duygular için aslında sana çok şey borçluyum.Canım oğlum.
 

7 Şubat 2013 Perşembe

20.Ay

19.ayımızı bitirdiğimiz 20. Ayın  şu günlerinde alt köpek dişlerinden dolayı salyalarımız akıyor biraz,sümüklerde eşlik ediyor arada J  Sabaha kadar ağlamadan kendi yatağında  uyuduğunda benim için büyük bir güzellik oluyor,arada sebepsiz yere gece ağlamaları oluyor bir sebebi vardır ama bir şey söylemiyor sorduğumuzda dişlerden dolayı diye düşünüyorum bir bitmedi gitti şu dişler. Her gece dişlerimizi fırçalıyoruz “dişlerimizi fırçalamassak ne olur” diyorum “cürürr” diyor. Uyumadan önce mutlaka kitap okuyoruz hiçbir hikaye sonuna kadar bitmedi tabi hep arka sayfaya geçtik,fotoğraflarına bakıp hikayeler buluyorum bende. Kitap bitiyor gece lambasını kapatıyoruz bu sefer “kedi anlat” diyor. Bir kedi masalıdır gitti aylardır benim uydurduğum kedi maceraları masalımız var J dışarı çıkınca da kedi arıyoruz mahallemizin kedisi var Tarçın onu seviyoruz.Kediler çocukların zararsız olduklarını hissediyorlar tabi kuyruğundan tutuyor bıyığını çekiyor yinede kedi hiç tırmalamıyor henüz zararın nerden geleceğini bilmediği içinde korkusuz oluyor çocuklar. Korkusuz deyince Ahmet Tuna korkusuz korkak,karanlıktan korkmuyor karanlık odada dolaşıyor dolaşıyor geliyor bende korkutmuyorum hiç. Ama değişik durumlarda korku korku diyor. Her neyse korkulacak bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Cesur bir çocuk olsun istiyorum.
Artık konuşuyor denebilir.Duyduğu her şeyi düzgün bir şekilde tekrarlıyor ve onu bir daha unutmuyor. Tam cümle olmasa da tamlamalar kuruyor.Benim favorilerim;
Gaminin Minani – Caminin Minaresi
Seni Seviyolololooluum –Seni Seviyorum
Yat Uyu Ninni piş piş piş – Birde numaradan horluyor J
İPad sevgisi devam ediyor ama eskisi kadar değil. Oynadığımız oyunlar var İPad’te,Youtube’u açıp istediği videoyu izliyor beğenmeyince kapatıyor başka şeyler açıyor,evin 2. Bilgisayar mühendisi diyorum ben. Büyük olan babamız küçük olan oğlumuz J
Çocuk büyütmek zormuş zor, Ahmet Tuna genel olarak uslu sayılabilecek bir çocuk aslında ama çalışan bir anne olunca eski özgür günlerini özlüyor insan.Yinede sabahları annem deyip bana sarıldığı zamanki mutluluğu hiç bir şeye değişmem..
 
 

 

 

26 Aralık 2012 Çarşamba

Kış Tatilimiz


Ahmet Tuna’lı ilk kış tatilimizi gerçekleştirdik. Ankara’dan kuzenimin dönüşü kar yağar ümidiyle gittiğimiz Bolu Abant’tan karları eriterek döndük. Biz gitmeden önce ki hafta güzel kar yağmış ama biz gittiğimizde hava ısınmaya başladı ve malum karların şıpır şıpır erimeye başladığı bir manzara gördük. En çok da Ahmet Tuna’ya yaradı bu tatil. Çok şükür hasta değildi o yüzden bizde yanındayken keyfi yerindeydi. Kısa zamanda çok hayranı oldu desem yalan olmaz. Garsonlardan tutunda diğer otel çalışanlarına, konuklara kadar herkese kendini sevdirdi. Otel yeni yıl için süslenmişti Ahmet Tuna’ya eğlenceli geldi muhtemelen her yer ışıklı süslü. Koştu oynadı bol bol. Neyse ki 2 gün yer ayırtmıştık daha fazlası sıkıcı olmaya başlıyor çünkü , sonuçta otel işte.
 
Ahmet Tuna karı tanıyordu yerde görünce kar dedi, eldiven giymek istemediği için karı ellediğinde elleri üşüdü bir daha ellemek istemedi, kara sadece ayakları ile bastı, düşmekten de pek memnun değildi üstüne kar değmesini pek sevmedi yani J Kar manzarasını herkes sever, sevmeyen varsa da azdır. Bizde karda gölün etrafını faytonla turladık. Ahmet Tuna’yı ata bindirdik. Ben korkar binmek istemez diye düşünmüştüm ama bizim ki sanki hep ata biniyormuş edasındaydı, at durunca da ‘git’ bile dedi ata. Bize de bu anı fotoğraflamak düştü tabi. Büyük Abant Oteli’ne 5 yıl önce balayı için gitmiştik otel baştan aşağı yenilenmiş, bu sefer çekirdek ailemizle gittik bizim içinde değişiklik oldu ve her tatil gibi bu da bitti. Güzel fotoğraflarımız oldu bir kaçını paylaşıyorum. En kötü günümüz böyle olsun.

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...