Geçtiğimiz hafta karlı bir haftaydı.Hafta içi aralıksız
yağan kar hafta sonu çıkan güneşle beraber eridi. Okullar tatildi fakat iş
yerleri tatil değildi tabii. Ahmet Tuna karla oynama hayali kurdu bütün hafta. Hafta
sonu karla oynarız,kardan adam yaparız diye söz vermiştik. Karlar eriyince bizde
erimemiş kar bulduk. Kartepe’nin köylerinden Pazarçayırı Köyü’ne gittik. Bir
buçuk metre kar vardı. Çok karda da oynamak zormuş, çok yoruldum, yürümek bile
yordu beni. Kar fotoğraflarımızdan bazılarını ekliyorum.
13 Ocak 2015 Salı
29 Aralık 2014 Pazartesi
GÜL SINIFI AİLE ETKİNLİĞİ
Yılın son hafta sonu Gül Sınıfının anneleri ile kahvaltı
etkinliği yaptık. Özsar Kasap Steakhouse’da oldu. Fikir annesi ben olunca
renkli bir gün olsun diye katılanlara bazı sürprizler hazırladım. O güne özel Amerikan
servisleri, peçete notu ve hoş geldiniz afişi hazırladık. Tasarımlarını eşim
yaptı. Ben herkesten önce gidip ortamı biraz süsledim. Sandalyelere tül taktım,
afişi ve pon pon çiçekleri takmak için çalışanlar yardım etti. Sınıf
öğretmenimiz Betül’de (namı diğer Betüş J
) biraz erken gelip bana yardım etti.
Renkli balonlar şişirip yere attık. Bir organizasyon balonsuz olmaz, hele
çocuklar varsa J
Ahmet Tuna programın sonunda geldi,aklına takılmış çocuğun “ben
geldim herkes oyun parkında oynuyordu, sonra fotoğraf çekildik herkes niye
gitti. Beste ile ben kaldık” dedi J
Katılım tam sayıda değildi, öğretmenlerimiz ile beraber toplamda
10 kişiydik. Güzel bir anımız oldu. Buradan katılan annelere ve sınıf
öğretmenlerimize tekrar teşekkür ediyorum.
Hoşgeldiniz afişimiz
Amerikan Servisimiz konsepte uygun.Çocuklar için uğur böcekli çukulatalar ve anneler için mumlar.
Peçetemiz ve notu
Katılan anneler için hatıra gül mumlarım. Kaynağı:Englishhome
8 Aralık 2014 Pazartesi
KREŞTE İLK GÖSTERİMİZ VE ÜÇ BUÇUK YAŞ
Yılın son ayı ve Ahmet Tuna’nın
yaşının yarısı. 3. yaşın ortasındayız bu ay. Okul maceralarımız tam gaz devam
ediyor. Geçtiğimiz Cuma günü, ilk sınıf gösterilerini yaptılar. Hepsi çiçek
gibiydi ve hepsi öğrendikleri marşları, şarkıları öğretmenleri eşliğinde çok
güzel söyledi. Tabi Ahmet Tuna hareketlerle hop hop zıp zıp bir haldeydi. Bende
bu anı kayıt altına aldım. Evde izlediğimde hallerine çok güldüm J Ne kadar güzel bir şey
dedim, ilerde kreşte ki ilk gösterisini izleyebilecek. Pek şıktık o gün, papyon
ve yelekle benim Küçük Prensimdi.
Tabi günler hep güllük
gülistanlık geçmiyor, öyle büyük bir şey değil ama benim sabrımı zorlayan bir
noktada Ahmet Tuna. Bu evimize taşınalı 1 yıl oldu ve 1 yıldır kendi odası
var, kendi odasında uyuyor. ilk uyuduğunda artık kendi odasında uyuyacak diye
çok mutlu olmuştum, hatta hiç uyanmadan kendi yatağında uyuduğunda daha da
mutlu olmuştum. Ama bu günlerde ters giden bir şeyler var bende onun yatağında
uyuyorum. Ahmet Tuna’yı uyutup yanından kalktığımda yarım saat sonra ağlayarak
uyanıyor ve kesinlikle babasını istemiyor, ben yanına yatıyorum yeniden uyuyor
kalkınca yine uyanıyor. Konuştuk “burası senin odan, senin yatağın, sen kendi
yatağında kendin uyumalısın, benim odam yan oda ben kendi yatağımda uyumak
istiyorum.” Dedim. “ Ama ben seni çok seviyorum, benimle uyumanı istiyorum”
diyor. ”Bende seni çok seviyorum annecim, seninle uyumadığımda da seni seviyorum.” diyorum.
Hele dün gece gerçekten çok sinirlendim. Ben yanında mıyım diye eliyle kontrol
ediyor ve ben yanında yoksam kalkıyor. Üstelik çok yorgundu, belki de ondan
bilmiyorum çok sık uyandı ve ben Wc deyken koridorda ağladı. Neden ağlıyorsun
ben buradayım diyorum. “Seni kaybetmekten korkuyorum, neden yanımdan gidiyorsun”
dedi. Neden böyle bir kaygısı oluştu hiç bilmiyorum ama gerçekten çok üzüldüm.
Öyle bir “ anne “ dedi ki içim acıdı.
Tabi ben o sırada her zaman aynı sabırda olamıyorum, yanına gitmesem o benim
yanıma geliyor o zaman tamam, ama ben yerimde yoksam evde beni aramaya başlıyor
ve ağlıyor. Eğer hep böyle giderse bir pedagogdan yardım isteyeceğim. Başka bir
yerde sürekli bana bağlı çocuk değil, aksine çok rahat ve özgür, beni aramaz
sürekli, ama evde böyle bir haldeyiz.
24 Kasım 2014 Pazartesi
İLK ÖĞRETMENLERİMİZ VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Bizde artık okulluyuz, ilk öğretmeler gününü bu gün
kutladık. Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.
Ahmet Tuna’nın öğretmenlerine bazı sürprizleri vardı, hem
hafta sonu aktivitesi oldu bizim için hem de el emeği çiçeklerimiz oldu. Öğretmenler
günü kartı ararken internette gördüğüm ve çok hoşuma giden; kağıttan saksıda
çiçek çalışması yaptık. Görsel olarak da güzel ve el emeği olduğu için orijinal duran bir
çiçek oldu J
Onun yanında küçük bir buket çiçek yaptırdık öğretmenlerimize. Çiçekler Ahmet
Tuna’nın hediyesi oldu bende ufak bir hediye aldım öğretmenlerimize. Sabah
okula gidip sürprizlerimizi verdik. Bence çok hoş oldu, öğretmenlerimizi
seviyoruz, onlar bizim için değerli.
31 Ekim 2014 Cuma
OKUL PROJEMİZ ( Artık Meteryallerden Hayalimde ki Okul )
Ekim ayının ve mesai haftasının son günü 31 Ekim Cuma.
Hayırlı Cumalar ve iyi hafta sonları diliyorum..
Ahmet Tuna’nın bu ay ki aile katılımı “artık metaryallerden
hayalimde ki okul” du. Projemizi bu gün gönderdik. Ahmet Tuna sız gitti
projemiz. Çünkü Ahmet Tuna yine hasta ve yine okula gitmiyor L 1 ay önce geçirdiğimiz
el ayak ağız hastalığı yine tekrarladı, elleri ve ayakları geçen seferki gibi
kötü değil fakat ağzının içinde aft gibi yaralar çıktı. Dolayısı ile yemek
yemiyor ve çok zayıfladı. Sadece bebe bisküvili süt içiyor. Bir an önce eski
hallerine dönmesi için dua ediyorum. Bizi okuyan takipçilerimizde de dua
isteyelim. .
Gelelim okul projemize, Proje konusu artık meteryaller olunca; bitmiş tuvalet kağıdı ve havlu peçete rulosu,
yumurta kutusu, ayakkabı kutusu sakladık. Önce okulumuzun zemini için köpük
aldık, köpüğü kırtasiyeden aldığımız çim görünümlü kağıt ile kapladık. Ayakkabı
kutumuzu kendinden yapışkanlı kağıt ile kapladık, üstüne kağıttan cam ve kapı
yaptık.Çatısını da yumurta kutusundan yaptık. Okulumuzun yanına pipete
yapıştırdığımız Türk Bayrağımızı taktık. Okulumuz ağaçsız olmaz dedik ve
kartonlardan ağaç yaptık. Bu konuda eşimi tebrik etmek lazım , el işleri hep
onun emeği. Nasıl yaptı o ağaçları, ben yapamazdım vallaha J Kağıttan çocuk yapma
fikri de eşimin, kağıttan çocuk yapmak planda olmayınca ağaçlar için kullandığımız
kartonları kullandık yine,çocuklar ve ağaçlar aynı renk oldu ama olsun.
Çocukları kalıpsız elinde kesti öylece, ben yine hayretler içinde tabi, nasıl yaptın
! Bende kendimi becerikli sanırdım ama eşim el yeteneği konusunda benden daha
usta çıktı J Bu arada Ahmet Tuna ne yaptı ; bize
yapıştırmamızda yardım etti, çift taraflı bantları yapıştırdı onun dışında daha
çok kendi çapında oyunlar oynadı J
14 Ekim 2014 Salı
BU GÜNLERDE..
Çok iyi bir yazar olamasam da buraya Ahmet Tuna ile ilgili
yazmayı seviyorum,gelecekte ona hatıra kalacak notlar olsun istiyorum.Belki
buraya yazılan tecrübeler birkaç anneye yardımcı olur kim bilir..
Bu yıl grip bizim yakamızı bırakamayacak gibi duruyor. Hep hapşırık hep burun akıntısı. Tam iyileşti derken yeniden grip oluyor. Dün gece çok öksürdü, sürekli uyandı. Okula gidiyor yine, eğer gitmese bütün bir yıl okula gitmemesi gerek çünkü hep hapşırık,hep öksürük. Allah ağır hastalık vermesin, bronşit olmasında böyle burun akıntısına razıyım.
Kreşe başlayalı 1 ay oldu da geçti bile, 2 hafta ara verdik
hastalığından dolayı bayramdan sonra başladık yeniden. Açıkçası Ahmet Tuna’dan
bu performansı beklemiyordum, gitmek istemez prüz çıkarır diyordum, ama her
sabah güzel güzel okuluna gidiyor yani şimdilik öyle J Herkes okulu benimsediği için
kendilerine özgüvenleri de geldi çocukların, annelerinin onları bırakmadığını
sadece gündüz okula gitmeleri gerektiğini de öğrendiler.
Ahmet Tuna “artık okul sıkıcı değil” diyor. Yeni şarkılar ve
yeni bilgiler öğrenmek hoşuna gidiyor. Ayrıca okulu sevmesinde Betüş
öğretmenimizin çok payı var. Betüş öğretmen sevgisiyle her gün okula gidiyor J Öğretmenimiz Betül
tabi ki,nerden çıkmış bu Betüş, Ahmet Tuna bu,kulaklar açık başka bir öğretmen
Betüş demiş Ahmet Tuna’da Betüş öğretmenim diyormuş. Bir akşam bana “benim
öğretmenimin adı Betüş” dedi. Bende “hayır Betül, kim söyledi öyle, birisi
söylerken mi duydun?” dedim.” Hayır kendisi söyledi adı Betüş” dedi. Düzeltemedik
bir türlü. Öğretmenine sordum, “benim adım Betül” diyormuş öğretmeni, Ahmet
Tuna “ama Betüş daha güzel” diyormuş J
Geçen akşam da “benim fotoğrafımı çek Betüş öğretmenime gönder” dedi,poz verdi J Vay demek ki Betül
öğretmenine hayran bu çocuk, bende bunu kullanırım o zaman J Hafta sonu da sabah
uyandığımızda ben hafiften öksürdüm “Betüş öğretmenimde öyle öksürüyor” dedi. Öğretmeninin
sözünü de çok dinliyor. Kreşten çocuklara bayram hediyesi yapmışlar Ahmet Tuna
bayram haftası okula gitmediği için bizim hediyemiz geç geldi,hediyemiz
lolipop. Ahmet Tuna geç bir saatte yemek istedi bende hafta sonu yemeniz için
vermişler dedim Cuma akşamıydı, ertesi sabah uyanınca yemek istediğinde kahvaltıdan
sonra yiyebilir dedi öğretmenin dedim. Öyle mi dedi dedi. Ve lolipopu
kahvaltıdan sonra yedi J
Gece uyuması geç saate kaldığında, “hemen uyumalıyız uyumazsan geç uyuduğunu
Betüş öğretmenine söylerim” diyorum.”Hayır söyleme hemen uyucam” deyip yatağa
yatıyor J
Bu yıl grip bizim yakamızı bırakamayacak gibi duruyor. Hep hapşırık hep burun akıntısı. Tam iyileşti derken yeniden grip oluyor. Dün gece çok öksürdü, sürekli uyandı. Okula gidiyor yine, eğer gitmese bütün bir yıl okula gitmemesi gerek çünkü hep hapşırık,hep öksürük. Allah ağır hastalık vermesin, bronşit olmasında böyle burun akıntısına razıyım.
26 Eylül 2014 Cuma
EL,AYAK VE AĞIZ HASTALIĞI
El, ayak ve ağız
hastalığını duymuş muydunuz? Ahmet Tuna şuan bu hastalığı geçiriyor. Tam kreşe
alışmaya başladı derken tekrar anneanne evine geri döndü. Önce grip oldu, sonra
ateşlendi, grip olduğu için vucut direnci düşmüştü tabi ateşlenince gripten diye
düşündüm,ertesi gün çok iyiydi.Sonra ayaklarında kırmızı kırmızı bir sürü nokta
belirdi,sonra ellerinde ve avuç içlerinde çıktı. Avuç içlerinde olanlar daha
iri ve sanki iltihaplı sivilce gibi. O gece
rahat uyuyamadı hep uyandı ağladı,sabah kreşe göndermedim. Biz ne olduğunu
anlayamadık, sonra ben internetten baktım aman Allah’ım çocuklarda elde ayakta
kırmızı noktalar için başka şeyler yazıyor (menenjit gibi ) evhamlanmamak
elimde değil. Aslında internetten bakıp hemen korkutmamak lazım kendimizi, maalesef
yapıyoruz bunu. O an neler kurdum bir bilseniz.Akşam hemen doktora
götürdük. Neyse ki durum farklıymış ve şu an salgın varmış ,en çok yaz ve
sonbahar aylarında görülüyormuş. Bağırsak virüslerinin neden olduğu bir
hastalıkmış. Ağız içinde de çıkabiliyormuş. Şuan ağzında yok inşallah olmaz.
Kreş döneminde sıkça hastalanacağını biliyordum bu ilk hastalığımızı geçirdik.
Allah dermansız dert vermesin.
El,ayak ve ağız hastalığı
ile ilgili bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Allah tüm hastalara şifa
versin.
EL, AYAK VE AĞIZ HASTALIĞI
El, ayak ve ağız hastalığı nedir?
El, ayak ve ağız hastalığı
çocuklarda oldukça yaygın olarak görülen virüslerin yol açtığı bir hastalıktır.
El, ayak ve ağız hastalığı genelde okulöncesi çocuklarda görülür. Fakat
yetişkinlerde ve okul çağındaki çocuklarda da görülebilir.
Yaygın olarak coxsackie
virusünün etkisiyle oluşur. Nadiren de olsa beyinde iltihaplanmaya da yol
açabilir.
Sonbahar ve yaz aylarında
daha sık görülebilir.
El, ayak ve ağız hastalığının belirtileri nelerdir?
Hastalığın kuluçka süresi
vardır. Bu süre 3 - 6 gün kadardır. Hastalık ise 1 hafta kadar sürebilir.
El, ayak ve ağız hastalığı
olan çocuklarda hafif ateş görülür. İştahı her zaman ki gibi olmaz ve iştah
kaybı görülebilir. Çocukta boğaz ağrırı ve kendini kötü hissetme olabilir.
Ateş başladıktan sonra 1 –
2 gün ağzında ( Dili, diş etleri veya yanağının içi ) ağrılı yaralar oluşur. Bu
durum çocuğu sinirli yapabilir.
Çocuğun avuç içinde, ayak
tabanında ve kalçasında isilik gelişebilir. Bu sorun kol, bacak ve yüz kısmında
da olabilir. Boğazda şişkinlik ve yutma zorluğu gibi sorunlar olabilir.
El, ayak ve ağız hastalığı bulaşıcı mıdır?
Evet, bu hastalık
bulaşıcıdır. Hastalığa yol açan virüs burun ve boğaz salgısından geçer. Ayrıca
ciltte oluşan kabarcıklardaki sıvıdan veya katı dışkıdan da bulaşabilir.
El, ayak ve ağız
hastalığında çocuğa günlük bakım gerekir. Ev dışında hasta olan tanıdık
insanlar varsa çocuklara bulaşmaması için bir süre ev ziyaretine gelmemeleri
uygun olur.
Hekimi aramak gerekir mi?
Her ne kadar hekim bu
hastalık konusunda çok fazla şey yapamayacak olsa da hekimi aramak gerekir.
Çünkü hekim çocuktaki ateş ve ağrı gibi semptomları hafifletmek için
tavsiyelerde bulunabilir.
Ayrıca ebeveynler çocukta
el, ayak ve ağız hastalığı olup olmadığını tam olarak bilemeyebilirler. Bunu da
netleştirmek için hekim ziyareti iyi olur.
Eğer çocuk 3 yaşından
küçükse ve rektal sıcaklık ( makattan ölçülen vücut sıcaklığı ) 100.4 F’ ye (
38 derece ) ulaşmışsa hemen hekimi aramalıdır. Çünkü ateşi olan bu çocuklarda
yakından takibe ihtiyaç vardır.
Hekim çocukta sıvı
yetersizliği kontrolü yapacaktır. Çünkü çocuktaki ağız yaraları onun bir şey
içmesini zorlaştırabilir. Sıvı almayan çocukta sıvı yetersizliği görülebilir.
Sıvı yetersizliği olan çocukta ağız kuruluğu, eğer bebekse altının belli bir
süredir ıslak olmaması gibi belirtiler görülür. Bu belirtilerde hemen hekim
aranmalıdır.
El- ayak ve ağız hastalığı olan bebeğe nasıl bakım uygulamalısınız?
Eğer bebeğinizde hastalık
belirtileri hafif ise vücut sıcaklığını izlemek ve yeterince sıvı ve katı gıda
almasını sağlamaktan başka çok fazla yapacak bir şeyiniz yoktur.
Eğer çocuğunuzdaki
hastalık belirtileri ilerlemişse görünümü daha da kötü görünür.
Eğer bebekse ve katı
gıdaları almaya başlamışsa ona tuzlu, soslu veya asitli şeyler vermemelidir.
Aynı şey küçük çocuklar için de geçerlidir. Çünkü bu tür besinler ağzını
acıtabilir. Yumuşak gıdalar verilmelidir.
Soğuk içecekler ve
dondurma ağırlarını hafifletebilir. Fakat bebeğinize asla aspirin verilmeyin.
Aspirin reye sendromuna neden olabilir. Reye sendromu nadiren de olsa ölümcül
bir sorun olabilir.
El, ayak ve ağız hastalığı tekrarlanabilir mi? Tekrarlanması nasıl
önlenebilir?
El, ayak ve ağız hastalığı
tekrarlanabilir. Çocuk onu hasta yapan virüse karşı bağışıklık geliştirecektir.
Fakat hastalığa yol açan birçok virüs bulunmaktadır. Dolayısıyla bu virüslere
karşı açık durumdadır.
Hastalığın tekrarlanmasını
önlemek için bebeğin veya çocuğun ellerlini düzenli olarak yıkamak gerekir.
Ayrıca oyuncukları da dezenfekte edilmeli ve yıkanmalıdır. Enfekte olmuş diğer
çocuklardan uzak tutulmalıdır.
24 Eylül 2014 Çarşamba
KREŞTE SÜRPRİZ PAYLAŞIM GÜNÜMÜZ
Okulda ki 3.haftamızın ortasına
geldik. Ahmet Tuna, her sabah erken kalkıp evden çıkmaya alışık olduğu için kalkmakta
bir sorun yaşamıyoruz. İlk zamanlar okulda sıkılıyorum diyordu bu sıralar pek
söylenmiyor, okulda da ağlamıyormuş. Biraz daha benimsedi sanırım, ben
öğretmenlerimi çok seviyorum diyor. Sabah öğretmenini görünce mutlu oluyor.
Benimde içim rahat.
Geçen Cumartesi ilk veli
toplantımızı yaptık. Sınıfta 3 erkek olunca yaramazlıkları da ses getiriyor
tabi, kızlar evde annelerine ‘Ahmet Tuna benim saçımı çekti, Ahmet Tuna bana
vurdu’ diye anlatıyorlarmış. Ahmet Tuna’nın annesiyim deyince; Ahmet Tuna’nın
annesi misiniz dediler. Kendisi pek meşhurdur doğrusu J Sınıfta düşünme kösesi varmış, öyle bir
durumda öğretmeni Ahmet Tuna’yı oraya götürüp “yaptığını burada biraz düşün
doğru bir şey mi” diyormuş, Ahmet Tuna sık sık o köşeyi ziyaret etmiştir eminim.
Evde; okula özendirmek ve güzel davranış geliştirmek için bir liste hazırladık,
hepsine gülen surat yapıyoruz. Artık arkadaşlarına vurmuyormuş, öğretmenlerini
üzmüyormuş öyle diyor.
Çocukları mutlu etmek ve motive
etmek için güzel bir şey düşünmüşler,her hafta Çarşamba günü bir öğrencinin
velisi çocuklar için küçük hediyeler hazırlayacak ve o gün kimin günüyse o
arkadaşları ile paylaşacak, hediyelerini verecek. Benim çok hoşuma gitti, liste
sırasına göre yapalım dediler ve listenin başında biz olduğumuz için ilk Ahmet
Tuna’nın paylaşım günü oldu. Çocuklar için çok büyük olmayan ama onları mutlu
eden ne olur diye düşündüm, aklıma eğlenceli kıvrık pipetler geldi. Ahmet Tuna’nın
doğum gününde çocuklara vermek için balıklı almıştım, şimdi ise kızlara kırmızı
üstünde çilek olan, erkeklere yeşil üstünde kurbağa olan pipetler seçtim. 10
tane çilekli pipet bulmak biraz zor oldu ama uğraşlarım sonucunda buldum.
Erkeklerin hediyesini mavi, kızların hediyesini kırmızı paket ile kapladım. Üstüne
Ahmet Tuna’nın hediyesi yazdım ve gülen surat steckerları yapıştırdım. Sonra
aklıma fosforlu yıldızlar geldi, odalarına yapıştırırlar diye düşündüm her paketin
üstüne 1 tane fosforlu yıldız yapıştırdım. (Sabah Ahmet Tuna gördüğünde yorumu şöyle oldu;içinde Türk Bayrağı var:) )Birazda sepeti süsledim,sepetin
içine renkli balonlar koydum, üstüne de hediye paketlerini koydum. Son olarak
sepetimizi tül ile sardım ve balon taktım. Güzel bir sürpriz oldu, umarım
çocuklar mutlu olurlar ve hediyelerimizi beğenirler. Böylece ilk sürpriz
paylaşım günümüz bitmiş oldu.
19 Eylül 2014 Cuma
KREŞE ALIŞMAYA ÇALIŞMAK
Kreşe başlayalı 2 hafta oldu.Bu sabah Ahmet Tuna’yı okula
ben bıraktım,içime bir hüzün çöktü anlatamam, dokunsanız ağlarım. Onu orda tek
başına bıraktım geldim sanki, o kadarda mahsundu ki. (Hafiften göz yaşları
bende) Ahmet Tuna kreşe alışsın, paylaşmayı öğrensin derken ben alışamadım
galiba. Hem onlar için kolay bir süreç değil, hem anne için.
Hafta sonu kreşte ilk
toplantımız var. Bakalım Ahmet Tuna’nın ne incileri varmış J Öğretmenleri iletişime her zaman açıklar, gün
içinde telefonla görüşebiliyoruz ve Ahmet Tuna’yı iyi analiz ettiklerini
düşünüyorum. Ayrıca çok ilgililer o konuda içim rahat. Fakat Ahmet Tuna’nın
çekingen biri olacağı ve içine kapanacağı gibi endişelerim var. Okul öncesi
gelişiminde bir şeyleri yanlış yapma endişesini geçiremiyorum kendimde. Bu
konuda çok kaynak okudum, uygulamaya da çalıştım. Ama Ahmet Tuna ben işteyken anneannesi
ile kaldığı için daha bir pohpoflanan, hep evin prensi konumunda, oyuncakları ile
hep tek oynayan, oyuncak ile oynamasa da kendine tek başına oyun kuran bir
çocuk, her ne kadar sosyal çevreye çok girse de, kuzenleri, arkadaşları olsa da,
çoğu zamanını evde geçirdi. Şimdi okulda arkadaşları ile oynamıyor. Tam olarak
uyumsuz denemez, hiçbir çocuk uyumsuz değildir aslında, hepsi farklı bir karakterle
doğuyor. Ama biraz farklı beklentiler içinde, okulda ki oyuncaklar ona basit
geliyor sanırım, hep daha karmaşık şeylerle uğraşmak istiyor. Evde de
öyle, farklı bir hayal dünyası var. Herşeyin kaynağını öğrenmek istiyor, felsefik
soruları var. Örneğin deprem nasıl oluyor diyor? Evler yıkılırsa insanlar
altında kalırlar, ölürler diyor. Sonra babası ile deprem tatbikatı yapıyorlar,
Ahmet Tuna masanın altına saklanıyor. İlgi alanları oyun dışında hayattın
gerçekleri. Sürekli” bana anlat bu nasıl oluyor” diyor. O soruya da öyle uyduruktan
cevap veremezsin (vermekte doğru değil zaten ), her konuda fikrinin olmasını
istiyor. Okulda ki öğretmeninin yorumu şöyle, “hep yeni şeyler öğrenmek istiyor,
yeni bir şey öğrendiğinde mutlu oluyor, çabuk öğreniyor, oyuncaklarla
oynamıyor, sadece birkaç oyuncakla oynuyormuş (belki şimdi daha farklıdır
çocuklar değişkenler ), arkadaşlarına vuruyormuş, kızları sevmiyormuş”, sınıfta
3 erkekler birde. Ama eminim bütün kızlara bedellerdir. Bu durunda bende kız
çocuklarının ruh dünyalarını merak duygusu daha da gelişti, nasıl canlılarız
biz. Kreşte ki sorunlu tipler hep erkek.
2 gündür Ahmet Tuna başka ayakkabı ile geliyor eve, dün
annem “bu ayakkabılar senin değil yine neden bunları giydin” demiş. “Hayır
bunlar benim” demiş. Ayakkabı da ayağına küçük geliyor. Bu sabah beraber
gittik, başka ayakkabı ile gitti diğer ayakkabılar elimdeydi, tamda kapıda
ayakkabıların gerçek sahibi vardı. Meğer bizim ayakkabılar başka sınıfın
dolabına konmuş, Ahmet Tuna ayakkabıları göremeyince başka ayakkabıya bunlar
benim demiş. Daha önce aynı renklerde Newbalans spor ayakkabıları vardı, onlara
benzetti sanırım. Bu durumda diğer çocuk ayakkabısız kalıyor tabi. Yine sorun
çıkaran Ahmet Tuna bu durumda. Daha sınıfa çıkmadan giriş katında arkadaşının
elinden peluş bir oyuncağı almaya çalıştı. “Bu çocuk akıllanmayacak yok yok”
dedim içimden. Öğretmeninin şöyle bir teklifi olmuştu, ‘evde; okulda yaptıkları
ile ilgili bir liste oluşturun, karşına gülen surat veya üzgün surat yapın yada
sticker yapıştırın. Örneğin; bu gün kahvaltımı yaptım, bu gün arkadaşlarımla
güzel oynadım, bu gün öğle yemeğimi yedim, bu gün uyudum, bu gün öğretmenlerimi
üzmedim gibi.’ Bizde hazırladık, evde karşılarına gülen surat yapıyoruz veya
kararsız surat ya da üzgün surat. Bu gün arkadaşının elinden oyuncağı almaya
çalışınca hani bana söz vermiştin dedim,evde arkadaşlarımla güzel oynadım diye
gülen surat yapacağız ama dedim. Tamam dedi, ama bir etkisi olur mu bilmiyorum.
Bir sorunda yemek, yemek yemiyor öğretmenlerini çok
uğraştırıyor. Herşeyi yiyen çocuklara hep gıpta ile bakmışımdır. Kendisi yeme
konusunda da çok geride,çünkü hep bir uğraşan vardı onunla,nasıl olsa aç kalmaz
yemesem yedirirler düşüncesi vardı.Ben öyle değilim ama annem öyle yemek
konusunda çok üstüne düşüyor Ahmet Tuna’nın. Meyve yemiyor mesela, yesin diye
püre yapıyor. Tabi kolaya alışıyor çocuk,gel de bunu anneme anlat. Bir tane
daha çocuğum olursa yemek konusunda başka bir strateji izleyeceğim. Okulda
öğretmenleri bu konuda çok özverililer, sağ olsunlar yesin diye uğraşıyorlar, yemediğinde
dertleniyorlar. Kendisi yemeye ve arkadaş gruplarına alışacak mecburen, hayatı
hep tek geçiremez.
Diğer bir konuda uyku. Daha yemeğe inerken, ben uyumak
istemiyorum diyormuş, ben hiç uyumayacağını düşünüyordum ama her gün olmasa da
arada uyuyormuş. Aklım çok onda kalıyor, aklımın yarısı o sanki. Tamam tamam
ağlamıyorum..
Her sabah bir söyleniyor,
bu gün okul tatil mi,
okul ne zaman bitecek,
ama okul bitmiyor,
ben senin gelmeni istiyorum ağlıyorum,
keşke büyümeseydim de
okula gitmeseydim,
okulda çok
sıkılıyorum… Her gün bir yenisi ekleniyor bu listeye.
Hep onunla ilgilenilmesini istiyormuş, hayatın gerçekleri
acı geldi ona, canı sıkılınca anne diye ağlıyormuş. Bir öğretmeni ilgilenmezse,
diğer öğretmeninin yanına gidip ağlıyormuş. Zamanla alışacak, onunda çevresi ve
arkadaşları olacak mutlaka. Ama şu da bir gerçek erkekler kızlardan çok farklı.
Hele Ahmet Tuna gibi zor bir çocuksa erkek annelerinin işi çok zor.
Bu kadar iç dökme yeter diye düşünüyorum. Herkese iyi hafta
sonları..
11 Eylül 2014 Perşembe
OKULA İLK ADIM - KREŞ
8 Eylül 2014. Bu tarihi bir yere kazımam lazım. Ahmet Tuna’nın
ilk okula adım attığı gün. Kreşin ilk günü. Benim için ve Ahmet Tuna için zorlu
bir gündü. İnanın Ahmet Tuna’dan çok ben stres oldum, okula sanki ben
başlıyorum. Düşünmekten başıma ağrı girdi, soğuk terler döktüm. Annelik ve çocuk
yetiştirmek çok zormuş, Ahmet Tuna büyüdükçe daha iyi anlıyorum.”Bebekken bir
şey yok asıl büyüyünce zor” derlerdi, o zaman büyüse gibi geliyordu. Ahh
büyüdükçe nasıl bir birey olacak, hangi okul Ahmet Tuna’ya göre, düşünde düşün..
Umarım okula uyum sürecimiz kolay geçer, ilk gün oldukça uyumsuz ve zorluydu..
2.günün sabahı kalktık lavaboya gittik, elimizi yüzümüzü
yıkadık, sonra Ahmet Tuna gitti yine yatağına yattı.”Hadi kalk neden yattın,
okula gidiyoruz” dedim.” Dün gittik okula” dedi J 2.gün öğleden sonra gittim yanına
Ahmet Tuna düne göre çok farklı geldi bana, daha uyumluydu beni görmedi
bile. Sabah “bu gün işe gidiyorum ama seni görmeye geleceğim” demiştim, seni
görmeye geldim dedim. Öpüştük sonra el salladı sınıfına gitti. Bundan sonra
artık kendisi okul disiplini ve güzel öğretmenleri ile baş başa kalacak. Bismillah
diyerek, her şeyin iyi olması için dua ediyorum.


Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































